![]() |
||
![]() |
BASINDA YÜK TAŞIMACILIĞI VE HABERLER Kamyonum Dergisi Ağustos 2008
"Lojistiğin hedefi ise, gerekli miktardaki ürünü, doğru yerde, doğru zamanda, beklenen kalitede ve uygun fiyatla müşterinin kullanımına sunmak ve müşteri memnuniyetini sağlamak olarak açıklanıyor." Lojistik kavramının tanımı ve önemi konusunda bizi bilgilendirir misiniz? Günümüz koşullarında, üretimde kullanılan malzeme ve hammaddelerin fabrikalara, fabrikalarda üretilen malların da pazarlara tam zamanında teslimi çok önemli hale geldi. Bu yüzden, üretim ve dağıtım işlemleri lojistik kavramı kapsamında değerlendirilmeye başlandı. Lojistik, müşteri gereksinimlerini karşılamak amacıyla, hammaddelerin işlemekte olan parçaların, son ürünlerin ve bunlara ilişkin bilgilerin kaynaktan tüketileceği noktaya etkin ve ekonomik bir şekilde akışının ve gerektiğinde depolanmasının planlanması, uygulanması ve kontrol edilmesi sürecine verilen addır. Taşımacılık alanında sadece iki nokta arasındaki mal ve araç hareketi anlayışı, yerini, tedarikçilerden, üreticilere, oradan dağıtım kanallarına ve sonrasında müşterilere kadar uzanan bir zincire bıraktı. Taşımacılık yöntemi de zamanla lojistik yönetimine dönüştü. Modern lojistik yönetimi anlayışı olarak karşımıza çıkan bu yeni yapı "tedarik zinciri yönetimi" olarak ifade ediliyor. Sistem, tedarik zincirini oluşturan unsurların uyumlu çalışmasını sağlayarak müşteriye verilen hizmeti en düşük maliyetle, en yüksek kalitede sunmayı hedefliyor. Lojistiğin hedefi ise, gerekli miktardaki ürünü, doğru yerde, doğru zamanda, beklenen kalitede ve uygun fiyatla müşterinin kullanımına sunmak ve müşteri memnuniyetini sağlamak olarak açıklanıyor. "Ülkemizde son yıllarda, blok tren işletmeciliğine geçiş, lojistik köyleri ve konteyner terminalleri kurulması, organize sanayi bölgelerinin demiryollarıyla bağlantısının sağlanması, intermodal taşımacılığa uygun vagon imali, konteyner, Ro-La, otomobil taşımacılığı alanlarında önemli gelişmeler kaydedilmesine neden oldu." Kombine taşımacılıkta demiryollarının yeri ve önemi konusunda neler söyleyebilirsiniz? Bilindiği üzere, intermodal taşımacılık, "kapıdan kapıya taşımacılık zincirinde en az iki ulaşım biçimi kullanılarak yükün yer değiştirmesidir. Karayolu-demiryolu-denizyolu-havayolu-iç suyolu ulaşım biçimlerinden en az ikisi kullanılarak yapılan taşımacılık bütün dünyada intermodal taşımacılık olarak adlandırılıyor. Çağımız ulaşım sektörünün geliştirilmesi amacıyla ülkeler, kürsel ve bölgesel bazda ilişkileri güçlendirmekte, serbest ticaret bölgeleri, gümrük birlikleri, ortak pazarlar vb. oluşturulması çabası içerisine girmektedir. Sanayileşmenin hızla gelişmesine, nüfus artışına ve yerleşim merkezlerinin yaygınlaşmasına paralel olarak, ulaştırma sistemleri de hız ve güvenirlik yönünden devamlı gelişme kaydediyor. Küreselleşme ve bölgeselleşme bağlamında, uluslararası arenada, ulaştırma sektörünün liberalizasyonu; ulusal altyapı şebekelerinin entegrasyonu; daha etkin, rekabetçi ve güvenli bir hizmet sunumu için ortak politikalar belirlenmesine yol açıyor. Ulaştırma sektörü bu bağlamda koordineli ve kombine yapıda faaliyet gösteriyor. Ülkemizde, son yıllarda, blok tren işletmeciliğine geçiş, lojistik köyleri ve konteyner terminalleri kurulması, organize sanayi bölgelerinin demiryollarıyla bağlantısının sağlanması, intermodal taşımacılığa uygun vagon imali, konteyner, Ro-La, otomobil taşımacılığı atanlarında önemli gelişmeler kaydedilmesine neden oldu.
ilk olarak blok tren işletmeciliğinden bahsetmek gerekirse; kuruluşumuzca 2004 yılı başından itibaren blok tren taşımacılığına başlandı. Blok tren; yükün yüklendiği istasyondan boşaltılacağı istasyona kadar, lokomotif ve vagonların değiştirilmediği, ara gar ve istasyonlarda manevra yapılmadığı, trenden yük alınıp yük verilmediği bir taşıma türü olarak tanımlanabilir. "Bugün itibariyle 136 adet yurt içi 34- adet uluslararası olmak üzere günde karşılıklı 170 adet blok yük treni çalıştırılır durumda." Blok tren işlemeciliğine geçilmesiyle ne gibi faydalar sağlandı? Blok tren işletmeciliğine geçilmesiyle, taşınan yük miktarında artış sağlandı. Kaynaklar daha etkin kullanıldı. Taşıma süreleri kısaltıldı. Bütün bunlar, taşıma maliyetlerini azalttığı gibi, müşteri memnuniyetini de artırdı. Bu uygulama ile 2007 yılında 20,8 milyon ton yük taşınarak 2002 yılına göre yük taşıma miktarında % 45, yük taşıma gelirinde ise % 136 artış sağlandı. Diğer taraftan blok tren işletmeciliğine geçilmesiyle eş zamanlı olarak, uluslararası yük taşımacılığımızda da blok tren işletmeciliğine geçilmiş olup, dış ticaret hacmini geliştirmek ve ulaştırma sektörü içinde demiryolu taşıma payını artırmak amacıyla değişik ülkelerle yapılan anlaşmalar çerçevesinde Avrupa ülkelerine, Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine ve Ortadoğu ülkelerine uluslararası blok yük trenleri işletilmeye başlandı. Bugün Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında, başta Almanya olmak üzere Macaristan, Avusturya, Hollanda, Belçika, Romanya ve Slovenya'ya; doğuda Iran, Suriye ve Irak'a, Orta Asya ülkelerinden Türkmenistan ve Kazakistan'a karşılıklı olarak blok yük trenleri çalıştırılıyor. Bugün itibariyle 136 adet yurt içi 34 adet uluslararası olmak üzere günde karşılıklı 170 adet blok yük treni çalıştırılır durumda. Bilindiği üzere; diğer taşıma modları arasında rekabeti kaldırıp, işbirliğini amaçlayan kombine taşımacılık, gün geçtikçe artan bir hızla ulaştırma sektöründe tartışmasız ve önemli bir taşıma şekli olmaya başladı. Yakın gelecekte taşıma modları arasında en çok tercih edilen bir taşıma sistemi olacak kombine taşımacılığın geliştirilmesi için ulusal ve uluslararası lojistik firmaları ile diğer demiryolu kuruluşları arasında yoğun bir işbirliğine girilmesini de beraberinde getirdi. Bu kapsamda; Köseköy-Köln (Almanya) arasında Swap-body konteynerlerle haftada karşılıklı dört blok trenle Ford Otomotiv yedek parça taşımaları, İCF (intercontainer-lnterfrigo) Şirketince Halkalı-Sopron-Halkalı ve Çukurhisar-Viyana, Halkalı-Viyana yönünde blok trenlerle konteyner taşımacılığı, Köseköy 8 İzmit - Bükreş (Romanya) arasında blok trenlerle binek otomobil taşımacılığı, Halkalı-Avusturya arasında blok trenlerle boru taşımacılığı yapılıyor. Avrupa yönüne, karayolu araçlarının demiryolu ile taşınmasını hedefleyen ve kısa adı Ro-La olan kombine taşımacılık sistemi oluşturulması amacıyla ilgili demiryolu idareleri ve özel sektör ile görüşmeler ve yapılan çalışmalar sonucunda Ro-La treninin ilk seferi 21 Eylül 2006 tarihinde Türkiye'den Avrupa'ya gerçekleştirildi. Türkiye-Avrupa arasındaki kombine taşımacılığının geliştirilmesine paralel olarak Trans-Asya ana koridoru üzerinde İstanbul-Almatı ve İstanbul-Türkmenistan arasında konteyner ve konvensiyonel vagonlarla haftada iki gün blok tren çalıştırılıyor. Ayrıca İran ve Suriye'ye de konteyner ve konvansiyonel vagonlarla özellikle petrol ve petrol ürünleri, sanayi ürünleri, inşaat malzemeleri, gıda maddeleri blok trenlerle taşınmaya başlanıldı. "Modern yük taşımacılığının kalbi olarak görülen, diğer ulaşım sistemleriyle entegre olarak kombine taşımacılığı geliştiren lojistik köyler ülkemizde de kurulmaya başlandı. Avrupa'da çok yaygın olara lojistik köyler ülkemizde de uygulanmaya başlandı. Lojistik köylerle ilgili bilgi verir misiniz? Söylediğiniz gibi modem yük taşımacılığının kalbi olarak görülen, diğer ulaşım sistemleriyle entegre olarak kombine taşımacılığı geliştiren lojistik köyler ülkemizde de kurulmaya başlandı. Kent merkezi içinde kalmış olan yük garlarının; Avrupa ülkelerinde olduğu gibi etkin karayolu ulaşımı olan ve müşteriler tarafından tercih edilebilir bir alanda, yük lojistik ihtiyaçlarına cevap verebilecek özellikte, teknolojik ve ekonomik gelişmelere uygun, modern bir şekilde kurulması amacıyla; özellikle Organize Sanayi Bölgesi'ne yakın ve yük potansiyeli yüksek olan Ispartakule/Halkalı (İstanbul), Köseköy (İzmit), Gelemen (Samsun), Eskişehir (Hasanbey), Boğazköprü (Kayseri), Balıkesir (Gökköy), Palandöken (Erzurum), Uşak, Konya, Kaklık (Denizli) ve Yenice(Mersin)'de lojistik köyü kurulması ve yaygınlaştırılması çalışmaları sürdürüyor. Türkiye'nin ilk lojistik köyü Samsun (Gelemen)'de inşa edilerek 06.07.2007 tarihinde açılışı yapıldı. Diğer lojistik köylerinin fizibiliteleri ve projeleri hazırlanmış olup kamulaştırma ve inşaat ihale işlemleri sürdürülüyor.
Konteyner taşımacılığının özelliklerine ve sağladığı avantajlara yönelik neler söyleyebilirsiniz? Haydarpaşa, Derince, Bandırma, Alsancak, Samsun, iskenderun ve Mersin limanlarından denizyolu, demiryolu-denizyolu bağlantılı kombine taşımacılık; Halkalı, Köseköy, Derince, Bozüyük, Çukurhisar, Ankara, Boğazköprü, Eskişehir, Kayseri, Başpınar, Biçerova, Mersin vb. işyerlerinden demiryolu-karayolu bağlantılı uluslar arası kombine yük taşımacılığı yapılıyor. Bu taşımacılığın avantajlarına gelince kirliliğe neden olmuyor. Eşya kayıpları olmuyor. Kombine taşımacılıkla entegrasyonu sağlıyor. Muhafazası ve taşıması kolay ve emniyetli bir taşımacılık türü olarak biliniyor. "Kapıdan kapıya taşımacılık açısından büyük öneme sahip iltisak hatlarının TCDD ve özel sektör işbirliği içerisinde geliştirilmesi konusunda çalışmalar sürdürülüyor." İltisak hattı bağlantılarının yapılmasındaki amaç nedir? Kuruluşumuzun taşıma payını ve gelirini arttırmanın ve taşıtıcı firmaların ulaşım maliyetlerini düşürmelerine olanak sağlamanın yanı sıra makro ekonomik dengeye olumlu yönde katkı sağlamak için, taşıma potansiyeli yüksek olan yerlere iltisak hattı ile bağlantı yapılması yönünde çalışmalar sürdürülüyor. Organize Sanayi Bölgeleri ile yük potansiyeline sahip özel sektöre ait merkezlere iltisak hattı yapılmak suretiyle kombine taşımacılık destekleniyor. Bu amaçla, altyapı 3. şahıs tarafından hazırlanmak üzere tüm üst yapı ve işçilik maliyetleri kuruluşumuzca karşılanmakta. Bugün itibarî ile şebekemizde 313 adet iltisak hattı mevcut. Kapıdan kapıya taşımacılık açısından büyük öneme sahip iltisak hatlarının TCDD ve özel sektör işbirliği içerisinde geliştirilmesi konusunda çalışmalar sürdürülüyor. "Taşımayı tamamlayıcı hizmetler ile ilgili olarak ise; yük taşımacılığında önemli olan gerek TCDD'nin hatlarında gerekse iltisak hatlarında otomatik boşaltma tertibatlı vagonların boşaltılmasına ve doldurulmasına uygun tesislerin yapılması teşvik edildi. Bu tesislerin sayısı şebeke genelinde 82 adete çıkarıldı." Diğer çalışmalarınız hakkında da bilgi alabilir miyiz? Öncelikle vagon imalatı konusunda bilgi vereyim. Yük vagonlarının uluslararası standartlara yükseltilmesi amacıyla 2003-2007 yıllan arasında 120 km hıza, 22,5 ton dingil basmana ve R!V şartlarına uygun 2213 adet yük vagonu imal edildi. Artarak devam eden yurtiçi ve yurtdışı taşıma taleplerinin karşılanabilmesi için 2009-2013 yıllan arasında 120 km hıza, 22,5 ton dingil basıncına ve RIV şartlarına uygun 24-00 adet yük vagonunun imalatı planlanıyor. Hat gabarileri ve dingil basıncı konusuna gelince; kombine taşımacılık türünden olan high cube, swap-body, Ro-La taşımacılığının yaygınlaştırılması için Halkalı-Kapıkule, Van-Kapıköy gabarilerinde iyileştirme çalışmaları yapılarak, daha geniş ve yüksek kapasiteli vagonların ülkemize girişi sağlandı. Ülkemize gelen veya ülkemizden yurt dışına giden taşımalarda yüksek kapasiteli vagon kullanılarak hat kapasitesinden daha fazla faydalanmak için batarımızın dingil basıncının 22,5 tona çıkarılması çalışmalarına başlanmış olup, 3209 km 'lik hattımızın dingil basıncı 22,5 tona çıkarıldı. Taşımayı tamamlayıcı hizmetler ile ilgili olarak ise; yük taşımacılığında önemli olan gerek TCDD'nin kendi hatlarında gerekse iltisak hatlarında otomatik boşaltma tertibatlı vagonların boşaltılmasına ve doldurulmasına uygun tesislerin yapılması teşvik edildi. Bu tesislerin sayısı şebeke genelinde 82 adete çıkarıldı. Halkalı ve Ankara'da bulunan gümrüklü sahalarda yükleme ve boşaltma hizmetleri vinç, forklift, portal vinci kuruluşumuzca veriliyor. Diğer işyerlerinde İse müşterilere kolaylık getirmesi amacıyla yükleme boşaltma hizmetleri 3. şahıslar tarafından veriliyor. Tarife düzenlemeleri konusu ise yine bir başka önemli konu. Kombine taşımacılığının geliştirilmesi amacıyla yer, zaman ve hasarsız nakliye imkânı sağlayan konteyner taşımacılığının yaygınlaştırılması çalışmalarımız, tarife teşvik tedbirlerinin yanı sıra, işletme ve yatırım konusunda yaptığımız çalışmalarla da teşvik ediliyor. Kuruluşumuz; uluslararası taşımalarda taşımanın mesafesine, yönüne, türüne, rejimine ve pazarın durumuna göre yıllık olarak müşteriler lehine indirim ve risturn uyguluyor. Uluslararası ithalat ve ihracatta taşımalarında taşıma mesafesine göre değişen olarak % 30'a varan oranlar da indirim uygulanıyor. Blok tren uygulanmasına geçilmesiyle kuruluşumuza maliyeti çok yüksek olan parça eşya taşımacılığı 2003 yılında uygulamadan kaldırıldı.
Kuruluşumuzun imajını kamuoyunda olumsuz etkileyen tren tehir tazminatı 2003 yılında yeniden düzenlenerek tazminata esas süre en fazla iki saat olarak kısıtlandı. Müşterilere kolaylık getirmesi ve teknolojik imkânlardan yararlanılması amacıyla yurtiçi ve uluslararası taşımalarda 2005 yılında ücretler kredi kartı ile alınmaya başlandı. Halen en çok taşıma yapılan 52 adet işyerimizde kredi kartıyla ücret tahsili yapılıyor. Bu uygulamanın yanı sıra kredili ve avanslı taşımalarda yapılıyor. Uygulaması devam eden projeleriniz nelerdir? İlki, Tekirdağ (Akport Limanı)- Derince/ Bandırma Limanlan Arasında Feribot işletmeciliği; Avrupa-Asya bağlantılı demiryolu taşımacılığı Derince-Tekirdağ, Bandırma-Tekirdağ (Akport Limanı feribot işletmeciliğiyle sağlanacaktır. Tekirdağ-Muratlı arasında yeni demiryolu yapımı devam ediyor. Tekirdağ-Derince/ Bandırma hattında feribot işletmeciliği özel sektör işbirliğiyle gerçekleştirilecek. Teknik şartnamesi hazırlanmış olup, ihale öncesi çalışmalar devam ediyor. Türkiye-Rusya Feribot hattı demiryolu işletme projesi ise bir diğer önemli proje; Samsun limanında feribot yanaşma rampası, geniş ray açıklıktı demiryolu hatları (1520 mm), yükleme-boşaltma depolama sahası ile boji değiştirme istasyonu kurulması hususunda çalışmalara başlanılmış olup, tesisin 2008 yılı içerisinde faaliyete geçirilmesi planlanıyor. Gümrük kapılarında yapılan iyileştirmelere gelince; Avrupa'ya giden ve gelen yüklerin gümrük kapılarında beklemelerini en aza indirilmesi amacıyla Kapıkule garda gümrük işlemleri 2006 yılında 3. şahıslara yaptırılmaya başlanılmıştır. Bu sayede bir blok tren için üç saatte yapılan işlem 30 dakikaya düşürüldü ve hizmet kalitesi arttı. Kapıköy'de gümrük işlemlerinin 3. şahıslara yaptırılması için Bölge Müdürlüğümüze yetki verilmiş olup, diğer kapılarda gümrük işlemleri kuruluşumuz personeli tarafından gerçekleştiriliyor. ------------------------------------------------------------------------------------------- UTA Lojistik Dergisi Nisan 2008 “Demiryolu sektörünü nasıl bir gelecek bekliyor?”
“Türkiye'de Demiryolu Taşımacılığı: Fırsatlar, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” masaya yatırıldı. Toplantıya Genel Müdür Yardımcımız Veysi Kurt, Hareket Dairesi Başkanı İbrahim Çelik, Demiryolu Taşımacılığı Derneği Başkanı Mete Tırman, UTİKAD Başkanı Kosta Sandalcı katıldı. UTA Lojistik Dergisi'nden Cem Kaçmaz'ın yönettiği toplantıda şunlar dile getirildi. Cem Kaçmaz: Türkiye'de demiryolu taşımacılığı diğer modlara göre çok düşük seviyede kalmış ve istenilen düzeye henüz gelememiştir. Ancak son 5 yıldır demiryolu sektöründe bir değişimin yaşandığını hepimiz biliyoruz. Önce sözü TCDD Genel Müdür Yardımcısı Sayın Veysi Kurt'a vermek istiyorum. Sayın Kurt demiryollarını mevcut durumu ile ilgili sizden bilgi alabilir miyiz? TCDD Genel Müdür Yardımcısı Veysi Kurt: Sektör büyüklüğü açısından söyleyecek olursak, demiryolları bundan birkaç sene önce yolcuda 2-2,5, yükte 3-3,5 seviyelerindeydi. Bu oran yükte yüzde 7'lere, yolcudaysa yüzde 3'lere doğru çıktı. Biz, önünüzdeki süreçte, yolcu ve yükte yüzde 20 seviyelerine gelmeyi hedefliyoruz. Zaten ulaştırma stratejik planında da, bu oranlar hedeflenmiş durumdadır. Demiryolunun bugünkü fotoğrafını çekecek olursak; demiryolları bugün ağırlıklı olarak, Türkiye'nin ana omurgasını teşkil eden Ankara-İstanbul, Ankara-Sivas, Ankara-Konya, Ankara-İzmir ve Ankara-Bursa ana koridorlarında, hızlı tren yapmayı hedefleyen bir durumdadır ve bunun ilk ayağını teşkil eden Ankara-Eskişehir hattını tamamlamış bulunmaktayız. İnönü-Köseköy hattının ihaleleri tamamlandı çalışmalar devam ediyor. Kredi müzakereleri, kısa zamanda sonuçlanacak. Ankara-Konya hattının altyapısı tamamlandı. Üstyapısı ihale edildi ve inşaatın 18 ayda tamamlanması planlanıyor. Yerköy-Sivas'ın 288 kilometrelik kısmı, yakında ihaleye çıkıyor. Önümüzdeki beş yıllık süreçte planlarımızı oluşturduk ve ülkemizde, bu ana omurgada hızlı tren işletmeciliğinin olması şeklinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu konu ciddi olarak hükümetimiz ve Bakanımız tarafından destekleniyor. Önümüzdeki süreçte işletmeciliğe açıldığı zaman inanıyorum ki, demiryolunun yolcudaki payı rahatlıkla yüzde 20'leri bulacaktır. Yüke gelirsek; filomuza, şebekemizin büyüklüğüne baktığımızda, Avrupa'dan biraz farklı olduğumuzu görüyoruz. Ülkemizde, doğu ve batı arasındaki mesafe 2 bin kilometre. Burada yük taşımacılığı yapıyoruz ve ortalama taşıma mesafesi Avrupa'dan çok fazla. Almanya'da bu mesafe 250 kilometre iken bizde 550 kilometre civarında. Blok tren uygulamasını, kaynakların etkin kullanımı ve müşterilere daha kaliteli hizmet sunma noktasında iyi bir iş yaptığımızı düşünüyorum. Bunu artırarak devam ettirmek istiyoruz. Lojistik Köy Projeleri
Doğu-Batı ve Orta Anadolu'da olmak üzere yedi olan lojistik sayısını 10'a çıkaracağız. Buradaki amacımız, karayolu, demiryolu, denizyolu ve varsa havayolu kombinasyonlarını bu merkezlerde sağlayarak, müşterimize daha yüksek kapasiteli operasyon imkanları sunmak. Buradaki elleçlemelerin bir kısmını biz yapıyoruz ama müşterimize daha fazla elleçleme imkanı sağlamak yani aynı anda 10 müşterimize, gerekirse 20 müşterimizin yükleme-boşaltma yapabilmesine, trenlerine tanzim edebilmesine varsa antreposunu yapabilmesine imkan sağlamak istiyoruz. Öncelikle modların kombinasyonunun sağlandığı, daha yüksek kapasitede elleçleme imkanının olduğu, daha rahat transfer imkanlarının sağlandığı, antrepo, gümrük hizmetleri gibi lojistik manada tanımlayacağımız tüm hizmetlerin etkin ve aynı anda verilebilirliğini sağlayacak bir kompleks geliştirmeye çalışıyoruz. Bu hizmetleri bu köylerde geliştireceğiz. 450 kilometrelik hat sinyalli oluyor Lojistik bununla bitmiyor. Özellikle Toprakkale, Adana, Yenice, Mersin ve Boğazköprü arasının trafiği TMİ sistemi ile idare ediliyor. Buraları sinyalli hale getiriyoruz. Buradaki yaklaşık 450 kilometrelik koridor, sinyalli hale getirildiğinde, kapasiteyi mümkün olan orandan yüzde 30'luk bir artış sağlanmış olacak. Adana, İskenderun, Mersin, Kayseri, Antep koridorunda daha yüksek kapasite, daha yüksek demiryolu kapasitesi anlamına geliyor. Bu yatırımlarımızın ihaleleri tamamlandı, sonuçlanmak üzere. Önümüzdeki süreçte, Ulukışla, Afyon, Eskişehir ve Balıkesir, İzmir, Bandırma hattıyla zenginleştirmek istiyoruz. Dolayısıyla ana koridorda da hat kapasitemizi bu şekilde artırarak, lojistik köylerimiz arasında daha fazla demiryolu taşımacılığı yapmayı planlıyoruz. Aynı şekilde bu hatlar üzerinde kapalı olan istasyonlarımız mevcut. Bu istasyonlarımız sinyalizasyona geçinceye kadar, 30 belki 40 istasyonumuzu aktif hale getirerek burada taşıma kapasitemizi artırmayı planlıyoruz ve bunları önümüzdeki bir yıllık süreçte tamamlamayı düşünüyoruz. Bu kısa vadeli projelerimiz. Özellikle Ankara-Eskişehir arasında çift katlı hızlı tren seferlerimizle birlikte bir de mevcut hattımız bulunuyor. Çift katlı hızlı tren devreye alındığında, ağırlıklı olarak yük taşımacılığında kullanacağız. Böylelikle bu koridorda da kapasite artışı sağlanacak. Aynı zamanda Sivas-Ankara hattında da mevcut tren hattımız tamamlandığında ağırlıklı olarak yüke tahsis edileceği için burada da ciddi bir kapasite artışı olacak. Aynı şekilde Ankara-Konya hızlı tren hattımız tamamlandığında, orada hızlı tren hattına uygun vagon ve lokomotif varsa orada da yük tren işletmeciliği de yapılabilir. Çeken ve çekilen filomuz gençleşiyor
Türkiye-Suriye arasında bir kapı daha açılabilir Cem Kaçmaz: Bu planlamalar dahilinde, kapasiteyi yüzde kaça çıkarmayı hedefliyorsunuz? Veysi Kurt: Bu mukayese edilemiyor çünkü öncesi yok. Petrol taşımacılığında da durum aynı. Bugün Kırıkkale-Derince, Kırıkkale-Mersin, Kırıkkale-Batman yönünde özellikle petrol ürünlerinin taşımaları söz konusu. Bunlarda da büyük oranda artış sağladık. Aynı şekilde ithalat-ihracatımızda da mesela Avrupa'ya ihracatımızda da önceki yıllara göre yüzde 30-40 oranında artış sağladık. Ortadoğu'ya yani, Irak, Suriye ve İran'a taşımalarımızda da yüzde 100'e varan artış sağlandı. Bu noktada, Türkiye-Suriye arasında da ciddi çalışmalarımız var. Kapasite, günlük 160 vagona çıkmış bulunuyor. Belki önümüzdeki kısa dönemde Çobanbey kapısının açılması düşünülüyor. Suriye hattını iyileştirdi, biz de oraya kadar hattımızı iyileştirdik. Önümüzdeki günlerde belki Türkiye-Suriye arasında bir kapı daha açılabilir. Hem kapasiteyi artıracağız hem Antep ve GAP bölgesinden Suriye'ye daha kısa mesafeden taşımacılık fırsatı sunacağız. Belki Halep-Antep arasında yolcu taşımacılığı başlatmayı planlıyoruz.
Cem KAÇMAZ: Ben şimdi sözü Demiryolu Taşımacılığı Derneği Başkanı Sayın Mete Tırman'a vermek istiyorum. Sayın Tırman daha önceki açıklamalarınızda önümüzdeki 20 yıl Türkiye'de demiryolu çağı olacak diyorsunuz. Bu çerçevede neler söylemek istersiniz? Demiryolu Taşımacılığı Derneği Başkanı Mete Tırman: 20 yıl çok uzun bir süre değil. Demiryolu son beş yılda bir değişim sürecine girdi. Bu konuda bugünün yönetim kadrolarının önemli bir payı var. Diğer yandan bu durum Avrupa Birliği (AB)'ne yakınlaşmanın kaçınılmaz bir sonucu. Biliyoruz ki, Türkiye'de mal hareketi içinde temel sorun demiryolunda. Karayolundaki çarpıklaşmanın sorunları, belki kansere benziyor. Kontrolsüz büyümenin yarattığı sorunlar bunlar. Taşıma modları içinde iki alanımız karayoluna destek veremedi veya yükünü alamadı. Bunlar demiryolu ve denizyolu. Üç tarafımız denizle çevrili , ama denizyolu yük taşımacılığından yararlanamıyoruz. Ülkeyi demir ağ larla ördük ama yük taşımacılığı içinde çok az pay alabiliyoruz. Son beş yıl, bir taraftan TCDD'nin yapmış olduğu iyileştirmeler diğer taraftan kamuoyunun demiryoluna dikkatinin yoğunlaştığı bir dönem oldu. Yönetim kademesinde bulunanlar dünden daha az rahat durumdalar. Çünkü demiryolu da artık rahat değil. Daha az rahat olacaksınız çünkü üzerinizde baskı daha çok artacak. Önümüzdeki 20 yılın ilk ışıkları ilk beş yılda gelecek. Beş yıl ne kadar ısrarlı şekilde demiryolundaki planlamalar gerçeğe dönüşürse, kalan 15 yıl çok daha kolaylaşacak. Lojistik köy çok doğru, bu ülkemizin ihtiyacı ama İstanbul'da UND bir lojistik köy kuruyor ve TCD D'd e bir lojistik köy kuruyor. Bunlar birbirinin dışında gelişecek gibi görünüyorlar. Bu konuda İbrahim Bey'den de bilgi alabiliriz. Cem Kaçmaz: UTİKAD Başkanı Sayın Kosta Sandalcı'ya dönmek istiyorum. Kosta Bey Veysi bey'in sözlerinden yola çıkarak bu çerçevede siz neler söylemek istersiniz? UTİKAD Başkanı Kosta Sandalcı: Uzun seneler demiryolu göz ardı edilmiş, son zamanlarda atılıma geçmiş bir sektör. Bu durum sektör ve UTİKAD tarafından ilgiyle izleniyor ve destekleniyor. Yine de Veysi Bey'in verdiği sayıları analiz ettiğimde, büyüyen, dış ticaret hacmi yaklaşık 200 milyar doları aşan bir Türkiye var artık. TCDD'nin uzun seneler geri planda bırakılması sebebiyle hızın daha da artırılması gerektiği inancını taşıyorum. Veysi Bey, 17 bin vagonun 18 bin vagona yükseleceğini belirtti. Büyüyen ekonominin, artan bir ihracat ve ithalat hacminin, yüzde 10 artışla, yani 17 binden 18 bine çıkan artışla karşılanabileceğine pek ihtimal vermiyorum. Veysi Bey, Türkiye'de TCDD'nin Türkiye sathında yaptığı yatırımlardan bahsetti. Bir noktayı da ben vurgulamak istiyorum. Van Gölü'ndeki durum ne olacaktır? Dahili olarak yapacağımız her türlü taşımalarda en iyi imkanları seferber edebiliriz ama Türkiyemizin bir transit ülke, lojistik bir üs merkezi olma vasfını kazandırmak istiyorsak bazı iyileştirmeye açık alanlarımızı mesela Van Gölü taşımacılığını düzeltmemiz lazım. Benim için özellikle UTİKAD için son derece önemli olan Halkalı konusuna değinmeden edemeyeceğim. Müşteriyi hiçbir zaman demiryolundan soğutmamak gerek. Demiryoluna ilgi günden güne artıyor. Yolcu da artıyor yük de artıyor. Halkalı'daki meşhur antrepo konusu dolayısıyla benim oturup hesapladığım TCDD'nin tonaj kaybı asgari 200 bin ton seviyesindedir. Sadece Kapıkule-Halkalı arasından bahsediyorum. Çok büyük bir rakamdır ve bu rakam tek bir emtiaya dayanıyor. Bu da gazete kağıdıdır. Çok üzülerek belirtmek istiyorum ki, elimde bir müşteriden gelen yazı var ve biz artık denize döndük diyorlar. Bu bana biraz acı geliyor. İkinci konu ise Marmaray dolayısıyla çok yakın bir gelecekte epey bir bölüm oradan koparılacak. Bu zaten manevra kabiliyeti dar olan Halkalı, Ispartakule gerçekleşene kadar işi daha da zorlaştıracaktır. Mevcut potansiyel müşteriyi elimizde tutmamız lazım. Çünkü yeni müşteriler eski müşterilerin memnuniyetini gördükçe onlar da katılacaklardır. Yatırımlar çok güzel. Bu yatırımları daha fazla basında açıklamakta yarar var. Cem Kaçmaz: Veysi Bey, son dönemlerde gündemdeki diğer bir konuda TCDD'nin yeniden yapılanması. Bu konuyla birlikte size yöneltilen sorulara da yanıt verebilir misiniz?
Özellikle İstanbul havzası için düşünecek olursak, karayolu ve demiryolunun birbirine entegre olması gerekiyor. Halkalı'nın içinde bir sanayi bölgesi, yükün tüketildiği bir pazar yok. Buraya yükler 20 belki 80 kilometre mesafedeki yerden karayoluyla gelip giderek ana demiryolu entegrasyonuna hizmet veriyor. Dolayısıyla biz bunu temel ihtiyaç olarak görüyoruz. Hiçbir zaman da karayolunu rakip olarak görmüyoruz. Karayoluyla mutlaka iş birliği içinde bunu yapmalıyız diyoruz. Karayolu tırlarının burada yeteri kadar park yeri olmalı, elleçleme, depolama imkanı olmalı. Bizim orada sunduğumuz hizmet ağırlıklı olarak karayoluna dönük. Biz biliyoruz ki, burada sunulan hizmetin bir kısmı da demiryoluna dönecektir. Ya da demiryolundan karayoluna gidecektir. Dolayısıyla özellikle UND'den gelen talepleri saygıyla alıyoruz ama bugüne kadar gelin bu projeleri birlikte yapalım, biz de katkı sunalım demediler. Kosta Bey'in söylediği antrepo konusunda ciddi gayret içine girdik. Kendi antrepomuzu özel sektöre kiraya vererek, bazı noktalarda daha hızlı davranabilirler. 10 tane antrepomuz olmasına rağmen bunun yarısından fazlasını özel sektöre kiraya verdik ki hem lojistik katkıda bulunalım hem de TCDD olarak kapasitemizi artıralım. Biz özel sektörün bu işlerin bir yerinde bulunması halinde, daha başarılı olabileceğimizi düşünüyorum. Aslında, biz tek başımıza bir yere girmek istemiyoruz. Bir noktada özel sektörün olmasının, hem işbirliği ve koordinasyon hem sektörün büyümesi hem de birbirimizi daha iyi algılamamız açısından daha iyi bir noktaya varacağımızı düşünüyorum. TCDD Hareket Dairesi Başkanı İbrahim Çelik: Mete Bey lojistik köylerle ilgili olarak, özel sektörle ve derneklerle iletişim sağlanabilir mi? diye sordu. Bize o konuda bir talep gelmedi. Lojistik köyleri konusunda üniversitelerden destek aldık. Avrupa'daki uygulamaları inceledik, fizibilitelerini yaptık. Yabancı uzmanları buraya getirdik ve bize bilgiler verdiler. Seçtiğimiz noktaların çok stratejik, çok doğru ve çok önemli noktalar olduğunu belirttiler. İstanbul'da Halkalı Lojistik Köyü diye başladık. Şehrin içinde kalmış, sorunlu bir bölgeydi. İlk önce buranın modernizasyonunu gerçekleştirdik. Konteyner için uygun yollar yaptık. Daha genişleyeceğimiz alan bulamayınca başka yerler araştırmaya başladık. Araştırmalarımız sonunda, Ispartakule'de TCDD'nin yeri vardı. Oranın fizibilite çalışmasını gerçekleştirerek, bir plan hazırlayıp, işe başladık. Bu arada basında Tamer Dinçşahin'in mesajı çıktı. Bu haberden sonra UND ile görüştük ve şöyle bir sonuca vardık: İki projeyi entegre edip, birlikte yürütme kararı aldık. O günden bu yana sürekli fikir alışverişinde bulunuyoruz. Bizimki demiryolu ağırlıklı olacak karayolu da var ama esas karayolu ve liman bağlantısını kendileri yapacaklar. Cem Kaçmaz: TCDD'nin yeniden yapılanması….
Cem Kaçmaz: Bir serbestleşme dönemi başlıyor… Veysi Kurt: Zaten serbestleştiremediğiniz zaman kaliteyi oluşturamıyorsunuz. Tekelci bir yapı içinde, sizinle rekabet edecek biri olmadığı müddetçe o fırsatı müşteriye sunamıyoruz. Birden fazla operatörün olması en azından müşteriyi daha fazla tatmin edecek. Dolayısıyla çoklu operatörlerin olduğu yerde, kalite o oranda değişecektir. Çünkü rekabet olacaktır. TCDD yöneticileri olarak bunu bilerek yapıyoruz. İlerde belki bazı birimlerimizin sonu bile olacaktır. Biz diyoruz ki, böyle dahi olsa biz bu noktada azimli olacağız. Gayretimiz özel sektörden daha fazla kalite oluşturmak yönünde. Normalde özel sektör devlet kurumlarını rekabet konusunda sıkıştırır, ama biz 150 yıldır bu sektörü işletenler olarak konuyu iyi algılıyorsak, özel sektörü kalite ve rekabet konusunda zorlamamız gerektiği kanaatindeyim. Cem Kaçmaz: Rekabet koşullarının kimin tarafından belirlendiği de önemli… Veysi Kurt: Fırsatlar eşit olduğu müddetçe rekabet koşullarını kalite belirleyecektir. Kimin kalitesi daha iyiyse müşteri oraya gidecektir. Cem Kaçmaz: Yeni dönemde başka çarpıcı değişiklikler olacak mı? Veysi Kurt: Bugün itibariyle biz konsepti böyle çiziyoruz. Ben gelecekte demiryolu işletmeciliğinin çok renkli olacağını düşünüyorum. İyi bir rekabet olacak. Nasıl havayolunda bir rekabet varsa demiryolunda daha fazla olacaktır. Havayolunda neredeyse sıfırdan başlandı. Demiryollarında kısmi de olsa özel sektör var. Şu anda yük vagon filosu bakımından yüzde 15'lere varan vagon filosu var demiryollarında. Önümüzdeki kısa sürede renkli ve hoş bir sektör bekliyorum. Ülkemiz ve ülkemizin lojistik bir üs olması bakımından çok güzel gelişmelerin olacağı kanaatindeyim. Cem Kaçmaz: Mete Bey sivil toplum örgütlerinden bu yasanın hazırlanması sürecinde diyalog eksikliği olduğu konusunda eleştiriler yapılıyor. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz? Mete Tırman: TCDD bu yasayı hazırlarken bu ülkenin yararına hazırlıyor, bu konuda hiçbir kaygım yok. Kamunun da, gerek TCDD gerekse siyasi platform olarak bakanlık olsun, özel sektörden gelen taleplerin de aynı amaca yönelik olduğunu net olarak algılaması lazım. Bu ülkenin en kıymetli varlığını tartışıyoruz şu anda. Konuştuğumuz konu demiryolu ve demiryolu bu ülkenin en stratejik ulaşım ağıdır. Demiryolu gelecekte günlük yaşam içinde çok daha etkin olacaktır. Dolayısıyla benim yurttaşlık görevim, bu oluşum sırasında olabildiğince izleyici, olabildiğince katılımcı, geliştirici olmayı bana öğütlüyor. Bu nedenle Demiryolu Taşımacılığı Derneği (DTD) kuruldu. DTD sonuç olarak demiryolu lobisidir. Çok genel bakışla, Alman, Avusturya ya da Macaristan demiryolu ağına baktığımda bir çıkarımda bulunabilirim. Mesele varsayımlarla değil, doğrudan doğruya oluşum sürecinde hareket edilmeli. Bir açıdan da TCDD'nin bunu kendi içinde kapalı bir mekanizmada ele almasını da anlamaya çalışıyorum. Anlayışla da karşılıyorum. Belki siyasi platformda verilecek bir karardır. Siyasi platforma çıkıncaya kadar TCDD bu görevi kendisinde görmeyebilir. TCDD'deki çalışmalar sonuçlanacak, bakanlık katında bu konu değerlendirmeye açılacak. Veysi Bey'in bahsettiği çok güzel bir konuya değinmek istiyorum. Bugünkü tekelci yapı doğal olarak yarış içinde olmadığından ne kadar hızlı ne kadar yavaş ne kadar kaliteli olduğunu ölçemiyor. Bir açıdan serbestleşmeye yönelik rekabetin dinamosu TCDD olacak. Çünkü o birikime, maddi güce ve teknik deneyime sahip. Dolayısıyla sektörün ticari boyutunun dışında teknik olarak öğreneceği çok şey var. Vagon sahiplerinde bir duygu yerleşmeye başladı. TCDD özellikle bu yeni vagon alımlarıyla, araç, petrol taşımacılığında özel vagonlara yönelerek aslında geleceğin rekabetinin altyapısını hazırlıyor. Burada acaba ufak tefek tarife anlayışlarıyla ayrımcı bir yaklaşım var mı? Şu anda var mı? Eğer bugün böyle bir anlayış varsa, gelecekte daha tehlikeli olmaz mı? Son olarak, konteyner tarifesinde, TCDD'ye ait vagonlara uygulanan tarifeyle, özel vagonlara uygulanan tarife de özel vagonlar aleyhine bir yapılanmanın olması, itici bir yaklaşım gibi geliyor. Bunun arkasında matematiksel doğrular olabilir ama onun düzeltmenin yolu farklı anlamlarda düzenlemeler yapmaktan geçer. Verilen mesaj biz biriz, eşitiz anlamında bir mesaj olmuyor. Bu kaygı bizim çevremizde gelişti. Vagon yatırımını durduranlar var. Bir ölçüde serbestleşmenin de neler getireceğini bekliyorlar. Güven sıkıntısı duyulmaya başlandı. Ben onları temsilen buradayım, bunları aktarmakla görevliyim. Kosta Sandalcı: Mete beyin söylediklerine katılıyorum. 1980'den önce böyle bir ortamda konuşmak mümkün değildi. 1990'larda bile konuşamıyorduk. Bu ne kadar güzel bir şey. Değişim bugünden yarına olmaz. TCDD'nin 150 yıllık kurumun bugünden yarına birdenbire değişmesini beklemek mümkün değil. Farklı gündeminize daha fazla katmanız ve açılımcı olmanız gerekir diye diyorum. Bu da tenkit olarak algılanmasın.
Biz hep kombine taşımacılık üzerinde duruyoruz. Kombine taşımacılığı nasıl teşvik edeceğiz? Ancak konteyner denilen araçla. O zaman sırf bu teşvikleri sağlamak için, konteyner olursa bir iyileştirme yaparız, ama nasıl? Kendi vagonumla olursa demişim. Özel sektörün önünü açalım derken, bu maddeyi buraya koymuşuz. Bu maddenin burada hiç olmaması gerekiyor. Yüzde 45 bile sürdürebilir bir oran değil, inanın biz sektör ürkmesin diye yüzde 45'e “evet” dedik. Müşteri burada kaliteye bakıyor. Benim kara deliklerim üzerinden taşımacılık yapmaya çalışılıyor bu olmaz. Mete Tırman: Matematiksel yöntemler var bunu uygulayın dedim. Kamuoyuna döndüğünüzde eşitliği sağlayın. Yüzde 45'i, yüzde 20'ye indirirsiniz. Kimse ağzını açıp size bir şey diyemez. Veysi Kurt: Müşteri daha vagon talebinde bulunurken eğer bu vagonla konteyner taşıyacaksan, gelecekte konteyner tarifemizde değişiklik olabilir, diyoruz. Mete Tırman: Sakın yanlış anlamayın…Vagonların, konteynerlerin, amacına uygun olarak kullanılmadığını biliyorum. Veysi Kurt: O konteyneri denizde kullanabilir misiniz? Kullanamazsınız. Demek ki, kombine taşımacılığı da kaybettik. Mete Tırman: Bana da haksız rekabettir. Mesele, o değil. Ben çok farklı bir şey söylemek istiyorum. Halbuki sizin ve bizim geleceğimiz iyi niyetlilerin geleceğidir. Kötü niyetlilerin değil. Dolayısıyla özel sektörün bu alandaki yatırım ihtiyacını böyle zedeleyecek yanlış bir niyet olmamalı. Veysi Kurt: Ben müşterinin getirdiği vagonlardan yüzde yüz memnun değilim. Mete Tırman: O ayrı, onlar da tartışılabilir. Veysi Kurt: Biz bu projeyi geliştirirken, bunun önünü açalım dedik. TCDD'nin elinde olmayan vagonlar gelsin. Böylece sektör kendiliğinden büyüsün istedik. Bir bakıyorum, gelen vagon benimkinden kötü. Söylememize rağmen yaşlı vagon getiriyorlar. Hangi sektörde olursa olsun bunun içinde adil koşulları tam sağlayan bir düzenleyici olmazsa -ki bu genellikle devlettir- o sektör büyüyemez. O sektörde rekabeti sağlayamazsınız. Yarın bir güçlü girer sektöre, diğer güçsüz olanlar hiçbir şey yapamaz. Bir sektörü serbestleştirirken haksız rekabeti önleyici kaliteyi artırıcı enstrümanları düzgün koymak gerekir. Bugün onları biz koyuyoruz. Eğer biz bunları sağlıklı koyamazsak bizim bu projelerden beklentilerimiz gerçekleşemez ve geriye gideriz. Kesinlikle demiryolunu büyütemeyiz, küçültürüz. Mete bey: Bizden gelen eleştirileri lütfen dost eleştirileri olarak algılayın. Yıkıcı olmak gibi bir amacımız yok. İbrahim Çelik: Demiryollarında hem vizyon açısından hem uygulama açısından çok değişiklikler oldu. Böyle konuları demiryolu işletmeleri, özel sektör bir araya gelip görüşemezdi. Biz hepsine açığız. İndirim konusuna geleceğim. Bir takım matematiksel hesaplar çerçevesinde maliyetlerimizi karşılamak için bir takım düzenlemeler yapılması gerekiyor. Özel sektörden istediğim şu, dışardan gelen vagonlar kaliteli, standartlara uygun vagon olsun. Yeniden yapılanma gerçekleştiğinde bir takım standartlar gelecek. Bu standartlar geldiğinde bu vagonlar kullanılamayacak. Siz de zaten buna katılıyorsunuz. Mete Tırman: Türkiye'de bunun da nedeni, demiryolu ağırlıklı ulaşım sistemi olan Bulgaristan, Romanya gibi yerlerdeki bütün yaşlı, sistem dışı vagonlar Türkiye'ye gelmesi, ama artık kalmadı. İbrahim Çelik: Vagon getirmek isteyenlerle artık birebir görüşüyoruz ve onları uyarıyoruz. Siz eğer sektörde var olmak istiyorsanız yeni vagon almalısınız. Mete Bey'in söylediği gibi artık eski vagonları da bulamıyorlar. Bu meselenin düzeleceğini yeni vagonlar alınacağını tahmin ediyorum. Kosta Sandalcı: İbrahim Bey siz Van Gölü ile ilgili olarak neler söylemek istersiniz?
Cem Kaçmaz: Bakü-Tiflis-Kars projesinde gelinen aşama nedir? İbrahim Çelik: Doğuda Kars-Tiflis, batıda da CREAM projemiz var. Doğudaki Kars-Tiflis projesinde hat yok, demiryolu çalışması yeni başladı. Buranın bittiği zaman doğu koridorunda taşımalarımız rahatlayacak. Gürcistan'dan Azerbaycan'a oradan da Rusya ve Türki Cumhuriyetlere ve Çin'e doğru yolumuz açılacak. Cem Kaçmaz: Rusya ve BDT ülkelerinde belge sorunu var, bununla ilgili çalışmanız var mı? İbrahim Çelik: Onunla ilgili hem bizim hem de UIC'in çalışması var. Bu bizde ve Avrupa'da uygulanan CIM taşıma belgesi adını verdiğimiz belge vardır. SMCS taşıma belgesi diye de onların uyguladıkları bir sistem var. Onların birbirine entegre olma konusunda bir çalışma yapılıyor. Onlarla ikili ya da çoklu anlaşmalarla bu sorunları ortadan kaldırıyoruz. Haydarpaşa'dan kalkıp Almaata'ya kadar hatta Türkmenistan'a kadar giden trenimiz var. Burada belgeden ziyade hatların birbirine entegrasyonu gerekiyor. Bizimkiler demiryolu tabiriyle dar hat, onların ki geniş hat olduğundan dolayı bir yerde entegre gerekiyor. O entegreyi işletmecilik açısından İran Salad istasyonunda yapıyoruz. 2006 yılında CREAM projesi ortaya atıldı. TCDD olarak ilk defa katıldık. Bu projede Hollanda'dan Türkiye'ye kadar gelen koridor var. Bu koridor üzerinde üye ülkelerin demiryolu idareleri ve özel sektör de buna katıldı. Burada da herkesin payları var. Projeler gerçekleştikçe buradan pay alıyoruz. Bize ayrılan ödenek, 1 milyon Euro. Biz de bununla vagon imal ettik. 250 tane vagonu Halkalı'ya tahsis ettim. Sürekli Avrupa'ya gidip geliyor. Yoğunluklu olarak boru taşımacılığı yapıyor ve ilk defa olarak da bizim vagonlarımız Avrupa'ya fazla gitmeye başladı. Cem Kaçmaz: Mete Bey, demiryolu yasasının kendi karakteri olması gerektiğini söylüyorsunuz. Bu açıdan değerlendirmeyle son sözlerinizi almak istiyorum? Mete Tırman : Alman demiryolları, TCDD ile birlikte yasanın ön taslağını hazırladı. Almanlar kendi modellerini reddeden ayrı bir model sunmayacaklardır. Benim orada vurgulamak istediğim bir kanı var. Demiryolu taşımacılığını Avrupa'da Almanlardan daha iyi yapan yok o zaman doğrudur mantığı, çok ortalama ve genel bir yaklaşım. Her ülke kendi özellikleriyle yasalarını oluşturur. Alman insanının düşünce yapısıyla Türk insanının düşünce, Alman coğrafyasıyla Türk coğrafyası, Alman sermaye birikimiyle, Türk sermaye birikimi aynı değil. O nedenle, bu tür varsayım doğru değildir. Türk emeği olarak bir taslak gelir, buna katkı yapacak çevrelerin desteğiyle bu yasa oluşur. Biz karayolu yasasının çıkış sürecini yaşadık. Yasa çıktı, aradan beş yıl geçti, sancılar hala artarak devam ediyor. Çünkü hazırlık sürecinde, ihtiyaçlar net olarak alınamadı. İhtiyaçlar net olarak bir potada eritilemedi. Benim geleceğimi planlayan bir yasadan bahsediyoruz. Sadece bizleri değil yolcu olarak kullananların da haklarını planlayan bir yasa. Zamanın ne kadar verimsiz kullanıldığını bizim ülkemizde hepimiz biliyoruz. Kalan zaman bugünden yıl sonuna kadar dokuz ay. Bu süre zarfında sağlıklı bir süzgeçten geçebileceği konusunda kaygılarım giderek büyümeye başladı. Daha yasayı bilmediğimiz için ben neyi tartışabilirim ki? Bunu açıkçası, ben kendi adıma, benim hakkımı elimden alınmış gibi hissediyorum. Cem Kaçmaz: Kosta Bey sizden de son sözlerinizi almak istiyorum? Kosta Sandalcı: Alman esaslarını alıyoruz ama neleri alıyoruz belli değil. Bize ithal hiçbir şeyin uymayacağını söylemek istiyorum. Gönül ister ki, Türk Ticaret Kanunu hazırlanıyor. Bu konuda bizim derneğin kapısı iki sefer çalındı ve önerilerimiz soruldu. Burada da bize sorulmasını bekliyoruz. İbrahim Çelik: Çalışmalarımız devam ediyor. İlerde sizin fikriniz de alınabilir. Yasa, hukukçular ve Avrupa uyum yasalarında uzman arkadaşlarımız tarafından hazırlanıyor. Cem Kaçmaz: Taslak ne zaman bitecek? İbrahim Çelik: Taslak bitmek üzere. Takvim henüz belli değil ama bu sene yasanın çıkması planlanıyor bekleniyor. Cem Kaçmaz: Tüm katılımcılara teşekkür ediyorum. ------------------------------------------------------------------------------------------- Nisan 2008 Demiryolu Taşımacılığı Derneği Bülteni Sayı 2
“Demiryolu Taşımacılığı” toplantısı
------------------------------------------------------------------------------------------- Nisan 2008 Demiryolu Taşımacılığı Derneği Bülteni Sayı 2
Demiryolu Taşımacılığı ve Lojisği Seminer Programında, 9 haftada, 81 seminer yapılıyor.
DTD Genel Sekreteri Şemsi Ercan ise şöyle konuştu: “Demiryolu Semineri, TCDD ile DTD'nin demiryolu taşımacılığını geliştirmek için başlattığı işbirliğinin bir parçasıdır. Program, iki yıla yakın zamandır TCDD ile sürdürülen işbirliğinde güçlü bir adım olmaktadır. Programda, DTD üyesi 22 demiryolu firması, TCDD ile tecrübeleri- ni paylaşmaktadır. Uluslararası demiryolu kuruluşları ve üniversite öğretim üyeleri ile işbirliği genişletilmektedir. Seminer yalnız bir bilgi paylaşımı değildir, demiryolu taşımacılığının geliştirilmesi için; “DTD Genel Sekreteri Şemsi Ercan, Demiryollarının Yeni Yapılanmasının öncelikli hedefleri olduğunu ve bu en önemli ve zor çalışmada birlikte çalışmanın gereğini belirtti. Türkiye'de lojistik köylerin yapılmasıyla, demiryollarının etkisi artacak, yüklerin daha ucuza ve daha kaliteli bir şekilde taşınması sağlanacak.” Karaman, ayrıca konuşmasında, Marmaray, Tekirdağ, Derince, Van Gölü demiryolu yapım çalışmalarının devam ettiğini de sözlerine ekledi. ------------------------------------------------------------------------------------------- 1 Nisan 2008 Tercüman Gazetesi Demiryolu taşımacılığı için lojistik köyler geliyor
YENİDEN yapılanma sürecine giren Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD), modern yük taşımacılığın üssü kabul edilen lojistik köyler kurarak taşımacılıkta söz sahibi olacak. Samsun, Balıkesir, Eskişehir, İstanbul, Kayseri, Adana, İzmit, Erzurum, Konya, Uşak ve Denizli’de kurulması planlanan 13 lojistik köyün, 2009 yılına kadar hizmete sokulması planlanıyor. Lojistik köyler, demiryollarının yanı sıra kara, hava ve deniz yollarıyla da entegre olacak, kombine taşımacılık hayata geçirilecek. Köylerin tamamlanmasının ardından TCDD, yüzde 40 daha fazla yük taşıyacak. 300 milyon YTL’ye mal olması beklenen lojistik köyler, organize sanayi bölgeleri ile de bağlantılı olacak. Yabancıların gözü Türkiye’de Türkiye’nin farklı bölgelerine inşa edilen 13 lojistik köyün hizmete girmesinin ardından ürünlerin daha verimli ve hızlı taşınacağı, dolayısıyla da ekonominin canlanacağı öngörülüyor. Yüklemesinden gümrük işlemlerine kadar her türlü işlemin buralarda yapılacak olması da köylere olan ilgiyi arttırıyor. 2009 yılında tam anlamıyla hayata geçmesi hedeflenen proje, yurt dışındaki lojistik firmalarının da gözlerini Türkiye’ye çevirmesine neden oluyor. Lojistik firmaları, projenin hayata geçmesiyle birlikte hareketlenecek olan taşımacılık sektöründeki pastadan daha fazla pay almak için birbiriyle yarışıyor. 2007 yılında 18 milyon ton yük taşıyan TCDD’nin, yük taşımacılığının yüzde 84’ünü yurt içine yaptığı belirtilirken, bu oranların yatırımlar ile daha da artırılması öngörülüyor. Uluslararası taşımalarda ihraç taşımaların oranının yüzde 7 seviyelerinde olması ihracat ve ithalat taşımalarında demiryolunun tercih edilmediğini net bir biçimde ortaya koyuyor. Yapılan yatırımların önümüzdeki yıllarda taşımacılıkta demiryolunun tercih edilirliğini yükselteceği belirtiliyor. Özel sektörün payı artıyor Demiryolu taşımacılığında özel sektör payının oranının hızla büyüdüğünü aktaran TCDD yetkilileri, demiryollarında kendilerine ait vagonlarla yük taşıyan şirket sayısının her geçen yıl arttığını, özel vagon işletmelerinin de hızlı bir gelişme sürecine girdiğini ifade ediyor. Özel sektöre ait vagon sayısının yüzde 60 arttığını aktaran yetkililer, özel vagon işletmelerinin taşıdığı yük miktarında da önemli artışların olduğunu belirttiler. Avrupa’nın gerisindeyiz Türkiye’de kişi başına düşen ray uzunluğunun 12 santimetre, Finlandiya’da ise 113 santimetre olduğu göz önüne alındığında demiryolu konusunda Avrupa’nın ne kadar gerisinde olduğumuz ortaya çıkıyor. Türkiye’yi demiryolu konusunda atağa kaldırmak adına son zamanlarda yürütülen en büyük projeler ise; Marmaray, Ankara-İstanbul ve Ankara-Konya Hızlı Tren Projeleri olarak gösteriliyor. Marmaray’ın Asya ile Avrupa’yı ilk kez demiryolları ile birbirine bağlayacak olması ve bu hattın yük taşımacılığında da kullanılma imkanı projenin önemini daha da artırıyor. Aralık 2007 Aksiyon Dergisi
------------------------------------------------------------------------------------------- 15.10.2007 tarihli Star Gazetesinde çıkan haber:
------------------------------------------------------------------------------------------- Eylül 2007 tarihli UTA (Uluslararası Taşımacılık Haber Dergisi')nin 9. sayısında yayınlanan yazı
TCDD, yük taşımacılığında, vizyon ve yönetim anlayışındaki dönüşüme devam ediyor. 150 yıllık köklü kurum modern intermodal tesislerle imza atmaya başladı. TCDD'nin ilk 'Lojistik Köyü' Samsun Gelemen 'de açıldı. Sırada beş tesis daha var. AB normiarına uygun tesisler hem Türkiye'nin hem de bölgenin ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde tasarlandı. Demiryolları, lojistik köylere özel sektörden ilgi bekliyor
Demiryolu Taşımacılığı
Sıradaki Lojistik Köyler
|
|
|
|
||