Adnan EKİNCİ

 

Yerköy istasyonu şehre küsmüş

Pazar sabahı Ankara karayolu üzerinden çıktım yola…

Tren yollarının uzayıp giden raylarının, karayolları ile ebecilik oynar gibi ara sıra teğetleşen yakınlaşıp, uzaklaştığının hiç farkında değildim.

Pencereden bakarken bulutlara, çiçeklere, koyunların otladığı tepe yamaçlarına takılan gözlerim, dağların eteklerini dolaşan raylar üzerinde oyuncak bir tren masumiyeti içinde giden trenleri hiç fark etmezdi… Tren katarlarını görünce elimi uzatıp dokunasım geldi.

***

Öğlen üzeri Yerköy İstasyonu'ndaydım.

İstasyona geldiğimde şaşırdım…

Sırtını şehre dönmüş bir istasyonla ilk defa karşılaşıyordum.

Oysa ben bugüne kadar istasyonları hep, yüzleri şehre dönük, kollarını genişçe açarak, tüm güleryüzü ile insanları kucaklamaya hazır binalar olarak tanımıştım…

Bilet gişesine, yolcu salonuna ancak peron üzerinden ulaşılabiliyor.

Benim bildiğim bir gar veya istasyona, şehre dönük kapısından “selamünaleyküm” dercesine, pervasızca girilir.

Yerköy İstasyonu öyle değil, sanki şehre küsmüş…

***

İlk olarak makinistlerin, tren şeflerinin, gardıfrendlerin kaldıkları yatakhaneleri gezdim.

Şikayet ettikleri kadar var, demiryolculara yakışır bir konfor içinde değildi.

İstasyon şefi Doğan Öz ile konuştuk.

O da yatakhanelerin daha istirahat edilebilir şekilde olması gerektiğine, II. Bölge Müdürlüğü'nün bu konuda bir çalışma içinde olduğunu, birkaç ay önce yetkililerin gelerek proje çalışmasına girdiklerini, ancak bölge içindeki uygulamaların belirli bir takvime bağlanmak zorunda kaldığı için beklemek zorunda kaldıklarını belirtti.

II. Bölge Müdürlüğü'ne buradan seslenelim ve Yerköy'deki yatakhanelere öncelik vermesini rica edelim.

Doğan Öz, çevredeki büyük fabrikaların gar sahası içindeki yükleme yerleri için özel ray hattı döşenmesinin çok yararlı olacağını söylüyor. Yapılan harcamaların boşa gitmeyeceğini, işçilik, maliyet ve zaman açısından sağladığı faydalar nedeniyle bir sene içinde kendini amorti edeceğinin de özellikle altını çizdi..

Güvenlik görevlileri, dört tarafı açık olan istasyon sahasında ciddi bir güvenlik sorunu olduğunu belirttiler. Hırsızlık olayları nedeniyle, bir ayaklarının sürekli mahkemede olduğunu söylediler..

Depo Şefi Nazmi Tözer'in bakım atölyesi oldukça düzenliydi. Nazmi Usta “ Depoda 13 makinistimiz var. Sayımız biraz daha fazla olsa, çevremize de faydalı oluruz” diyor.

***

Oradan, ver elini Kayseri…

Kayseri İstasyonu'nun önüne gelindiğinde, insanın ceketinin düğmelerini iliklemek gibi bir duyguya kapılıyor.

Kayseri İstasyonu 1927 yılında inşa edilmiş, bizzat İsmet İnönü tarafından açılmış.

Açılışla ilgili fotoğraflar, geniş ve ferah yolcu bekleme salonundaki panolar içinde sergileniyor.

Cumhuriyetin ilk kamu binaları olarak bize emanet edilmiş bu güzel garın ‘Tarihi Eser' olarak Anıtlar Kurulu tarafından tescil edildiğini duyunca sevindik.

Ancak Gar Müdürü Hazım Güzel'in anlattıklarından sonra, sevincimiz kursağımızda kaldı.

Çünkü, Anıtlar Kurulu, bu tarihi garla ilgili sahiplenme duygusunu biraz abartmış benziyor. Kapı ve pencerelerin aslına uygun olarak yenilenmesine izin vermediği için, döküntü bir görüntü veriyor.

Gerçekten de böyle abartılı sevgiler vardır.

Gazetedeki bir cinayet haberinde, sözlüsünü öldüren bir katilin neden olarak “ çok seviyordum” dediğini görmüşüzdür.

Yahut, küçük yeğenine olan sevgisini göstermek için, çocuğun yanağını ısırarak ağlatmayı marifet sayan teyze, ve dayıların sayısı da hiç az değildir.

Oldum olası, korkmuşumdur hep bu tür çok sevmelerden..

***

Yerköy ve Kayseri'de makinistlerle, işletme şefleriyle, depo müdürleriyle konuştuk.

Kendileriyle, uzun uzun konuşma fırsatım oldu. Bağlı oldukları yerlerle ilgili bazı sorunlarını ilettiler.

Özellikle Kayseri Depo Müdürü Selahattin Sarıkaya'nın, genel olarak demiryolları ile ilgili yaptığı analizleri unutmayacağım.

Sarıkaya'ya, gece 24.00'den sonra seferden gelen makinistlerin evlerine servis araçlarıyla gönderilmesi konusunda sıkıntılar yaşandığı duyumu aldığımızı ilettim. Eldeki sınırlı araçlar nedeniyle bazen aksamalar olduğunu söyledi, yeni araç tahsis edilmesi için istekte bulunmuş bile… Makinistlerin kullandıkları (Nezarathane diyorlar) odanın tefrişi konusunda da söz aldım.

Depo Müdürü Halil Uğur'da bir mühendis. Halil Bey, “ Mühendislerin buralarda kalmak istemiyor. Hepsinin gözü genel müdürlükte. Oysa, en çok bizim gibi işyerlerinin mühendislere ihtiyacı var. Buna bir çare bulmamız lazım” diyor.

Ama buradan itiraf etmeliyim ki, makinistlerin bir isteklerini Halil Bey'e iletmeyi unuttum.

Buradan söyleyeyim bari…

Sayın müdürüm, makinistlerin yıllık izinleriyle ilgili olarak, aralarında yapmak istedikleri değiştirme talepleri konusunda daha hassas olunmasını bekliyorlar… Bilginize.

 

 

Adnan Ekinci kimdir? (tıklayınız)

 

 

 

 

 

 
Elektronik Döküman Yönetim Sistemi Kurumsal Elektronik Posta Trentv Online Bilet Satış Rezervasyon Online Ticket Sale Reservation