Adnan EKİNCİ

 
Demiryollarında üç gün (I)

Demiryolu ile benim ilk tanışmam, ilkokul yıllarında, sanırım Fen ve Tabiat Bilgisi dersinde ‘paralel' konusu işlenirken, öğretmenimizin örnek olarak rayları göstermesiyle gerçekleşmişti.

Rayları o zaman, dünyayı ele ele tutuşarak dolaşmaya çıkan iki arkadaş gibi düşünmüştüm.

O nedenledir ki, demiryolu, tren, ray gibi kavramlar, dostluğa dair duygular uyandırmıştır ben de hep.

Kader işte, yıllar sonra beni demiryolcuların arasına kattı, ellerine tutuşturuverdi.

Demiryolcuların arasına karışınca, farklı görevleri olsa da hemen hepsinin mangal gibi yürekleriyle, mesleklerine aşık insanlar gördüm…

Aşık olmak güzel ama tehlikeli bir duygudur…

Ama aşk çoğunlukla insanın gözünü kör eder…

Aşıklar, genellikle çok sevmenin yeterli olacağı yanılgısına düşüp, ilişkisini alışkanlıklar çerçevesinde sürdürmeye çalışır.

Oysa aşk alışkanlıklardan nefret eder…

Aşk özel bir ilgi, kimseye gösterilmeyen bir alaka bekler…

Bu nedenle, her fırsatta mesleklerine aşık olduğunu söyleyen demiryolcuların, bu duygu ve düşüncelerini gözden geçirmeleri gerektiğini düşünüyorum.

***

Beni tanımazsınız, bu demiryolu mahallesinde yeniyim.

Asıl görevim, Ulaştırma Bakanlığı Hukuk Müşavirliği... Bakanlık tarafından, ‘Demiryolu Yeniden Yapılandırma ve Güçlendirme Projesi'ni yürütmek üzere, yaklaşık 3 aydır TCDD bünyesinde çalışıyorum.

Biz kısaca ‘Kanun Çalışması' dediğimiz bu projeyi yürütürken, dikkatimiz ister istemez çevremizde olup bitenlere de kayıyor. Böylece, TCDD'nin işletim sistemi açısından az da olsa bir fikir sahibi olabiliyor insan.

Ama tüm bu bilgiler, merkez de olanlarla sınır kalıyor.

Oysa gerçek hayat detaylardadır.

Bu nedenle, TCDD'yi gerçek tanımak için merkez dışında süren demiryolu yaşamını gözlemlemek gerekiyor.

Böyle bir fırsat geçen hafta yakalayabildim. Genel Müdürümüz Süleyman Karaman, Personel Dairesi'nden Adem Kayış ve Ulaşımdan Fazlı Buyraz arkadaşlarımla, Çarşamba, Perşembe, Cuma günlerini kapsayan bir yolculuğa çıktık.

Kimseye haber vermeden, çeşitli şehirlerdeki garları, istasyonları, şeflikleri dolaştık…

Habersiz dolaşmamızın nedeni, demiryollarını ve demiryolcuları denetlemek değildi.

Biz sadece, demiryollarında hayatın nasıl işlediğini tüm doğallığı içinde görmek istiyorduk.

Bu nedenle kimi istasyonda, yol işçileri, yol bekçileri, kısım şefleri ile birlikte, Allah ne verdiyse sabah kahvaltısı yaptık…

Yol güzergahımız üzerinde, raylar üzerinde çalışma yapan işçileri gördüğümüzde durup, onlara katıldık…

Bazen dalgalı takozu yerinden matkapla çıkarıp, yerine plastik dübel ekleme çalışmalarına biz de katıldık, epeyce tirfon boşluğunu beraberce büktük…

Bakım çalışmalarını izlerken, Genel Müdürümüz Süleyman Bey, tirfönöz kullanımında yeni bir teknik geliştirdi. Dalgalı takozların çürüterek çıkarma işlemleri için bir yöntem önerdi. Yıllardır tirfözü kullanılan arkadaş bu yönteme karşı çıktı, “Öyle olmaz” diye kestirip attı. Bunun üzerine Süleyman Bey, tirfözü alıp, yöntemini kendi uyguladı. Gerçekten de, bu yöntemle takozların daha kısa sürede söküldüğünü gördük. İtiraz eden arkadaş da kabullendi. Süleyman Bey, “ Ben marangoz çocuğuyum. İlkokuldan üniversite bitene kadar babamın yanında marangozluk yaptım. Bu nedenle matkabın ağaçla olan ilişkisi konusunda iddialıyımdır” dedi.

Sorun giderildi ama, aklımıza bir soru takıldı…

Eğer, conta başlarını kaynak yapan her ekip, ray üzerinde son kontrolü yapmadan, malzemeleri toplayıp gidiyorsa, eyvah ki, ne eyvah!

Galiba bu tür çalışmalarda Şeflere çok iş düşüyor… Gün boyu bu takımların yaptığı çalışmaların içinde bilfiil yer alamasa da, özellikle conta başlarındaki bu tür kaynak operasyonlarını dikkatle takip etmeleri gerekiyor. (..devamı var)

 

 

 

 
Elektronik Döküman Yönetim Sistemi Kurumsal Elektronik Posta Trentv Online Bilet Satış Rezervasyon Online Ticket Sale Reservation